Evlerin iç dizaynını yapmak her zaman çok zorlu bir
süreçtir. Özellikle de yeni evlerin iç dizaynının yapılması bu evlere
taşınacaklar için sıkıntı oluşturmaktadır. Kanepe ve koltuk nereye gelecek.
İstediğin yere tam olarak sığacak mı? Bunun gibi sorular yüzünden yeni bir eve
taşınmaktan nefret ederim. Çünkü eski eşyalar genellikle yeni eve olmazlar ve
yeni ev için tekrardan eşya almak gerekecektir. Evdeki neredeyse tüm eşyaları
yenilemenin masrafı dışında benim gibi eşyalar ile duygusal bağ kuran insanlar
için bu süreçler çok daha zorlu geçmektedir.
Benim açımdan evden eşya atmak kadar iğrenç bir duygu
yoktur. Neredeyse her eşyam ile duygusal bir bağ kuruyorum. Bunun içindir ki
bir evden taşınmak benim için çok zordur. Özellikle o eve alıştıktan sonra
oradan kopup başka bir yere gitmek ve oranın kokusuna, odalarına, eşyaların
orada duracağı hallere alışmak çok zor oluyor. Asıl zorluğu ise eve giderken
yaşıyorum diyebilirim. Ayaklarım yeni evin yoluna değil de, sürekli olarak eski
evin yoluna gitmek istiyor.
Eski evimden kopman epey bir süre alıyor. Bu süre içerisinde
de yeni evime alışmaya başlıyorum. Tabii ki uykusuz geçen birkaç hafta sonunda
olabiliyor bu alışma süreci. Bu alışma sürecinin en zorlu yanı ise eve her adım
attığımda yanlış yere geldiğim algısı oluyor. Bu histen kurtulamıyorum ve uzun
süre hissediyorum. İşte bu yüzden benim için dekorasyon gibi kavramlar çok can
sıkıcı olabiliyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder