20 Mayıs 2014 Salı

Benim Evim

Evlerin iç dizaynını yapmak her zaman çok zorlu bir süreçtir. Özellikle de yeni evlerin iç dizaynının yapılması bu evlere taşınacaklar için sıkıntı oluşturmaktadır. Kanepe ve koltuk nereye gelecek. İstediğin yere tam olarak sığacak mı? Bunun gibi sorular yüzünden yeni bir eve taşınmaktan nefret ederim. Çünkü eski eşyalar genellikle yeni eve olmazlar ve yeni ev için tekrardan eşya almak gerekecektir. Evdeki neredeyse tüm eşyaları yenilemenin masrafı dışında benim gibi eşyalar ile duygusal bağ kuran insanlar için bu süreçler çok daha zorlu geçmektedir.



Benim açımdan evden eşya atmak kadar iğrenç bir duygu yoktur. Neredeyse her eşyam ile duygusal bir bağ kuruyorum. Bunun içindir ki bir evden taşınmak benim için çok zordur. Özellikle o eve alıştıktan sonra oradan kopup başka bir yere gitmek ve oranın kokusuna, odalarına, eşyaların orada duracağı hallere alışmak çok zor oluyor. Asıl zorluğu ise eve giderken yaşıyorum diyebilirim. Ayaklarım yeni evin yoluna değil de, sürekli olarak eski evin yoluna gitmek istiyor.



Eski evimden kopman epey bir süre alıyor. Bu süre içerisinde de yeni evime alışmaya başlıyorum. Tabii ki uykusuz geçen birkaç hafta sonunda olabiliyor bu alışma süreci. Bu alışma sürecinin en zorlu yanı ise eve her adım attığımda yanlış yere geldiğim algısı oluyor. Bu histen kurtulamıyorum ve uzun süre hissediyorum. İşte bu yüzden benim için dekorasyon gibi kavramlar çok can sıkıcı olabiliyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder